20 Aralık 2013 Cuma

Bir Derdim Var


TÜRKİYE'DE UNUTULAN SOL


         Kendimi bildim bileli hayatımızdaki ve çevremdeki gelişen olayları takip etmişimdir. Birey olarak sorumluluklarımı yerine getirmeye çalışan bir genç arkadaşınızım. Bu yüzdende gündemi, günceli bir vatandaşlık bilinci içerisinde takip ederek Dünyamızda gelişen olaylardan geri kalmamışımdır. Hatta bunu doğrudan pratik siyaset anlayışıyla üye olduğum CHP’de altı yıla yakındır uyguluyorum. Bunu bireylerin sorumluluk anlayışı içinde toplum için yapması gerekiyor. Düşüncesi ne olursa olsun hiç önemli değildir.Çünkü:toplumsal gelişen olaylara birey olarak birlik içerisinde müdahale etmezsek,  ilerlediğimiz yolda amacımızı belirleyemeyiz.
                 
        Yalnız ;ülkemiz SOL siyasetinde bir hafıza kaybı yaşıyor gibi geliyor bana. Sizde bunu hissediyor musunuz?Çünkü;tabelalarını tozlu kaldığı partilerle, eylemlerin Marjinal kaldığı kitlelerle, ülkesindeki iç dış sorunlara çözüm üretecek hamlelere sahip olamayan bir SOL TÜRKİYE’DE unutulmaya bırakılmıştır.Bizler amip gibi bölünmeye ve bölünerek ayrılmaya, çoğalmaya devam ediyoruz. Politik hamlelerini sadece iç çekişmelere harcayıp ve dışarıya kısıtlı kaynaklarla ilerleyip, ulaşılmak istenilen hedeflere yeterli ve dürüst bir iktidarı getirmeyiz. Bu tahlili yapmamız için çok geçmişe gitmeye gerek yoktur. Son on yılımıza baktığımızda Uluslar arası Konjonktür siyasal ve ekonomik dayatmalarıyla Dünya’da Muhafazakar ve liberal anlayışı körüklemiştir. Bunun yansımaları liberal politikaların toplumların hafızalarında bir afyon etkisi yaratmasıyla birlikte bu durum karakteristik değişimlere sebep oluşudur. Örneğin; dini şekillendirip tüm manevi duygularımızı kullanan insanlar, zafere giden yolda her yol mubahtır diyenlerin sayısında artış görülmekle birlikte, Okuma yazma oranının düşüğü bir toplum, aile içi şiddetin hat safhaya çıktığı bir ortamın ve sosyal,kültürel hafıza kayıplarının meyvelerini insanlık yemeğe devam etmektedir. Kısacası teknoloji gelişip siyaset liberalleştikçe ideolojiler üstü bir sorunun büyüdüğünü görmemekte mümkün değildir.
            
          Bu duruma bir göz gezdirelim. Türkiye’de AKP iktidarıyla ve dış siyasette yaşanılanlar Ortadoğu’da Irak savaşıyla başlayıp Arap baharı olarak günümüzde devam eden Orta doğu savaşları  bu coğrafyada önemli  değişimlere sebep olmuştur. Hatta eskiden beğenmediğimiz devamlı yönetim biçimlerini eleştirdiğimiz bu coğrafyanın emperyalizme karşı bayrak kaldıramayıp, oyun içinde oyuna gelip yenilmelerine kahroluyorum. Ortadoğu coğrafyası yenik durumdadır. Bunun akabinde şimdi Suriye’ye saldırılarını sürdüren işgalci anlayış bu ülkeyi iç kavgaların uğrak yeri haline getirmiştir. Hatta kavgalarında tampon bölge olarak gördükleri Suriye’ye saldırmalarının nedenlerinden birisi  Rusya,Çin ve İran’a karşı açtığı  psikolojik savaştır.Bu doğrultuda Türkiye bu iki kutuplu değişen Dünyada bölgesinin tamponu olarak görünürken bölgesel bir hakimiyeti ele geçirmek için uğraşması bana şu sözü hatırlatıyor.”Aç tavuk düşünde darı görmüş”  deyimini hatırlatmaktan öteye geçirmiyor.Kendi ülkesinde  kan üzerinden siyaset yapıp,toplumu ötekileştiren bir zihniyet bu düşü görmek için hizmet ettiği tercihi için bir taraf olduğunu unutmayalım.Ayrıca ülkemizde komşularla sıfır sorun deyip kırmızı çizgi bırakmayan bir zihniyet bölgesel hakimiyeti sadece düşleyebilir.
                 
        Fakat; bu köhne zihniyet teknolojinin gelişmesiyle birlikte sosyolojik ve kültürel değişimlerinde göz önüne alınıp toplumun psikolojik durumu gözden geçirilerek yenileşmeye açık bir ideolojik duruşla yeniden tanımlanabilinir. Mücadele koşulları ve dengeleri değişiyor. Örneğin; Avrupa’da ekonomik kriz yaşanırken yakın zamanda Yunanistan’da görülen iç çatışmalarla birlikte liberal ekonominin zaaflarını ortaya çıkartmaktadır. Bu durum ilerleyecektir. Kontrol kendiliğinden ellerinden gidebilir. Bunun üzerine Rusya, Çin, İran ve Latin ülkeleri bu zafiyetleri kendi lehlerine kullanacaklardır. Çünkü; Dünya ekonomisine damga vuran bir Çin buram buram piyasalarda ilk üç’ün içinde yerini almış bulunmaktadır. Uyguladıkları  kontrollü piyasa anlayışı ile  liberal politikaların zaaflarından da yararlanarak kendisine milli bir duruş mantalitesiyle güç kazandırdığı aşikar ortadadır.Bunun sonucunda çetin bir kavga çıkar paylaşımları için aşikardır. Tablo ortadadır ve Türkiye’de bu tablonun içerisinde kendi milli duruşunu ortaya koymakla yükümlüdür. Ya taraf olmayan bertaraf olur anlayışının içerisinde tercih yapacak, ya da kendi tarafını kurgulayacak.
               
Bu sebepten dolayı Türkiye’de Sol kitleler acilen kendilerini yenilemeye ihtiyacı vardır. Değişen Dünya koşulları içerisinde alacakları pozisyon Türkiye’de siyaseti ve geleceği belirleyen unsurlar içerisinde olacaktır. AKP ve zihniyetine dur demek vazifedir.
              
Eğer mücadele Dünya’da barış, Türkiye’de Sol-KEMALİST bir düşünce diyecek kadar cesaretli söylemlere sahipse bunu eyleme dökmeleri büyük bir sorumluluktur.     Yazı tarihi : ( 07.06.2011 )

29 Kasım 2013 Cuma

Kayıp Kıta Mu (İnsanoğlu'nun saklı tarihi)

Kayıp Kıta Mu (İnsanoğlu'nun saklı tarihi)

Japonya 'nın doğusunda bulunan bu bölge M.Ö bir adadır.Burada bir medeniyet yaşamıştır.Bu medeniyet çeşitli teknolojik ve kültürel özelliklere sahiptir. Bu da şu anlama geliyor ; insanoğlunun medeniyeti bugün ki kadar geçmişte de gelişmiştir. Daha sonrasında sular altında kalan bu bölge bilim adamlarının yapmış olduğu dalışlarla araştırılmıştır.Burada çeşitli yapılara,sembollere ve işaretlere ulaşılmıştır.Buna ek bir bilgi olarak ülkemizin kurucu önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk  kayıp kıta mu'yu araştırmak için zamanında ABD'ye devlet adına araştırmacılar göndererek tarihi derinlikleri gün yüzüne çıkarmak istemiştir.Bunun üzerine ülkemizde de Türk Dil Kurumu kurulmuştur.

21 Kasım 2013 Perşembe

KADRO HAREKETİ


www.kadrohareketi.org
KADRO HAREKETİ

İlk sayı Ocak 1932'de çıktı. Kadrocuların dergilerini kurmalarını bizzat Mustafa Kemal istedi. Kadrocular, Kemalizmi bir sistem haline getirmeye çalıştılar. Kadrocuların ideoloğu Şevket Süreyya Aydemir'di. Yakup Kadri ile Şevki Yazman dışında kalanlar sosyalistti

Derginin ilk sayısında Kadro başlıklı başyazıda şöyle deniliyordu:  "Türkiye bir inkılap içindedir. Bu inkılap durmadı...İnkılabımız derinleşme ve genişleme istikametindedir. Bu inkılap kendisine prensip ve onu yaşatacaklara şuur olabilecek bütün nazari ve fikri unsurlara maliktir. Ancak bu nazari ve fikri unsurlar inkılaba ideoloji olabilecek bir fikriyat sistemi içinde terkip ve tedvin edilmiş değildir... Kadro bunun için çıkıyor." (Tekeli-İlkin 2003:97)

7 Kasım 2013 Perşembe

DOĞA'NIN KORUNMASI GEREKİYOR

     DOĞA'NIN KORUNMASI GEREKİYOR

                Küresel ısınmanın etkileri,dünya nüfusunun artışı,bilinçsiz çevre politikaları ve ürün tüketimi ne yazık ki ; çeşitli endemik bitki türü,hayvan türünün yok olmasına sebep olmaktadır.Oysa ki ; oksijenin bol olması bizlere faydası var.Hayvanların ekolojik dengeyi korumada önemli katkıları vardır.
               Doğanın korunmasının faydaları ortadadır.Bunu yapmak için büyük sorumluluklar gerekmiyor.Bir kap suyun pencere önüne koyulması kuşların su içmesine veya bayat ekmeklerinizin,atık yemeklerinizin çöpe atılmaması bunları kapı önlerinde bir kap içerisine konularak hayvanların beslenmesine yardımcı olabilirsiniz.Bunun yanı sıra ; bireyler kendi öz karar ve güvenleriyle birlikte imkanları varsa sokak kedileri veya köpeklerine sahip çıkabilirler.Yaralı hayvanları barınaklara bırakabilirler.Daha çok pratik ortaya koyabiliriz.Yeşili seviyorsak bir bitki kendimize belirleyip onun sulanması,altının eşelenmesi veya budanması gibi işlemleri yapabiliriz.Bahçemizde büyüteceğimiz ağaçlar içinde bunlar geçerli olabilir.Bunun dışında doğa için kitlesel mücadelede edilmesi gerekiyor. Örneğin ; doğa için kampanyalar,reklamlar,sosyal medya tanıtımları yapılabiliriz.Geniş çapta sağlam organizasyonlar bunlar için kaçınılmaz fırsatlardır.Eğer ;yanlış çevre politikalarının önüne geçebilirsek,bilinçsiz tüketim anlayışını yenebilirsek dünyamızın bizlere yettiğini görebileceğiz.
           Değerli arkadaşlarım yukarıdaki basit bilgileri sizde biliyorsunuz.Bu yine bilmişlik yapıp boş boş yazılar yazıp tavsiyede bulunuyor diyebilirsiniz.Fakat ; tozlu beyinlerimizde unuttuğumuz Dünyamız var.Bu basit bilgilerini unuttuk.Hatırlatma fayda olacağını düşündüm.Ben vatandaş olarak kitlesel hatırlatmamı yapayım.Gerisi yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatı olarak geleceğin sayfalarına kazınmasını umuyorum.




 

27 Ekim 2013 Pazar


                                                                 AİLEM VE BEN

Bir Derdim Var