Kendimi bildim bileli hayatımızdaki ve çevremdeki gelişen olayları takip etmişimdir. Birey olarak sorumluluklarımı yerine getirmeye çalışan bir genç arkadaşınızım. Bu yüzdende gündemi, günceli bir vatandaşlık bilinci içerisinde takip ederek Dünyamızda gelişen olaylardan geri kalmamışımdır. Hatta bunu doğrudan pratik siyaset anlayışıyla üye olduğum CHP’de altı yıla yakındır uyguluyorum. Bunu bireylerin sorumluluk anlayışı içinde toplum için yapması gerekiyor. Düşüncesi ne olursa olsun hiç önemli değildir.Çünkü:toplumsal gelişen olaylara birey olarak birlik içerisinde müdahale etmezsek, ilerlediğimiz yolda amacımızı belirleyemeyiz.
Yalnız ;ülkemiz SOL siyasetinde bir hafıza kaybı yaşıyor gibi geliyor bana. Sizde bunu hissediyor musunuz?Çünkü;tabelalarını tozlu kaldığı partilerle, eylemlerin Marjinal kaldığı kitlelerle, ülkesindeki iç dış sorunlara çözüm üretecek hamlelere sahip olamayan bir SOL TÜRKİYE’DE unutulmaya bırakılmıştır.Bizler amip gibi bölünmeye ve bölünerek ayrılmaya, çoğalmaya devam ediyoruz. Politik hamlelerini sadece iç çekişmelere harcayıp ve dışarıya kısıtlı kaynaklarla ilerleyip, ulaşılmak istenilen hedeflere yeterli ve dürüst bir iktidarı getirmeyiz. Bu tahlili yapmamız için çok geçmişe gitmeye gerek yoktur. Son on yılımıza baktığımızda Uluslar arası Konjonktür siyasal ve ekonomik dayatmalarıyla Dünya’da Muhafazakar ve liberal anlayışı körüklemiştir. Bunun yansımaları liberal politikaların toplumların hafızalarında bir afyon etkisi yaratmasıyla birlikte bu durum karakteristik değişimlere sebep oluşudur. Örneğin; dini şekillendirip tüm manevi duygularımızı kullanan insanlar, zafere giden yolda her yol mubahtır diyenlerin sayısında artış görülmekle birlikte, Okuma yazma oranının düşüğü bir toplum, aile içi şiddetin hat safhaya çıktığı bir ortamın ve sosyal,kültürel hafıza kayıplarının meyvelerini insanlık yemeğe devam etmektedir. Kısacası teknoloji gelişip siyaset liberalleştikçe ideolojiler üstü bir sorunun büyüdüğünü görmemekte mümkün değildir.
Bu duruma bir göz gezdirelim. Türkiye’de AKP iktidarıyla ve dış siyasette yaşanılanlar Ortadoğu’da Irak savaşıyla başlayıp Arap baharı olarak günümüzde devam eden Orta doğu savaşları bu coğrafyada önemli değişimlere sebep olmuştur. Hatta eskiden beğenmediğimiz devamlı yönetim biçimlerini eleştirdiğimiz bu coğrafyanın emperyalizme karşı bayrak kaldıramayıp, oyun içinde oyuna gelip yenilmelerine kahroluyorum. Ortadoğu coğrafyası yenik durumdadır. Bunun akabinde şimdi Suriye’ye saldırılarını sürdüren işgalci anlayış bu ülkeyi iç kavgaların uğrak yeri haline getirmiştir. Hatta kavgalarında tampon bölge olarak gördükleri Suriye’ye saldırmalarının nedenlerinden birisi Rusya,Çin ve İran’a karşı açtığı psikolojik savaştır.Bu doğrultuda Türkiye bu iki kutuplu değişen Dünyada bölgesinin tamponu olarak görünürken bölgesel bir hakimiyeti ele geçirmek için uğraşması bana şu sözü hatırlatıyor.”Aç tavuk düşünde darı görmüş” deyimini hatırlatmaktan öteye geçirmiyor.Kendi ülkesinde kan üzerinden siyaset yapıp,toplumu ötekileştiren bir zihniyet bu düşü görmek için hizmet ettiği tercihi için bir taraf olduğunu unutmayalım.Ayrıca ülkemizde komşularla sıfır sorun deyip kırmızı çizgi bırakmayan bir zihniyet bölgesel hakimiyeti sadece düşleyebilir.
Fakat; bu köhne zihniyet teknolojinin gelişmesiyle birlikte sosyolojik ve kültürel değişimlerinde göz önüne alınıp toplumun psikolojik durumu gözden geçirilerek yenileşmeye açık bir ideolojik duruşla yeniden tanımlanabilinir. Mücadele koşulları ve dengeleri değişiyor. Örneğin; Avrupa’da ekonomik kriz yaşanırken yakın zamanda Yunanistan’da görülen iç çatışmalarla birlikte liberal ekonominin zaaflarını ortaya çıkartmaktadır. Bu durum ilerleyecektir. Kontrol kendiliğinden ellerinden gidebilir. Bunun üzerine Rusya, Çin, İran ve Latin ülkeleri bu zafiyetleri kendi lehlerine kullanacaklardır. Çünkü; Dünya ekonomisine damga vuran bir Çin buram buram piyasalarda ilk üç’ün içinde yerini almış bulunmaktadır. Uyguladıkları kontrollü piyasa anlayışı ile liberal politikaların zaaflarından da yararlanarak kendisine milli bir duruş mantalitesiyle güç kazandırdığı aşikar ortadadır.Bunun sonucunda çetin bir kavga çıkar paylaşımları için aşikardır. Tablo ortadadır ve Türkiye’de bu tablonun içerisinde kendi milli duruşunu ortaya koymakla yükümlüdür. Ya taraf olmayan bertaraf olur anlayışının içerisinde tercih yapacak, ya da kendi tarafını kurgulayacak.
Bu sebepten dolayı Türkiye’de Sol kitleler acilen kendilerini yenilemeye ihtiyacı vardır. Değişen Dünya koşulları içerisinde alacakları pozisyon Türkiye’de siyaseti ve geleceği belirleyen unsurlar içerisinde olacaktır. AKP ve zihniyetine dur demek vazifedir.
Eğer mücadele Dünya’da barış, Türkiye’de Sol-KEMALİST bir düşünce diyecek kadar cesaretli söylemlere sahipse bunu eyleme dökmeleri büyük bir sorumluluktur. Yazı tarihi : ( 07.06.2011 )
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder